YARALI ŞARKILAR


Yara denilince aklıma başta şarkılar gelir. Müziğin iyileştirici gücü, acıyı hafifletir. Ağrılı sancılı zamanlarımızda şarkılar eşlik etmez mi hüznümüze? Geçmişten geleceğe anılarımızın şahidi onlar değil midir? Yara temalı şarkılar epey çoktur. Bu şarkılar, bazen incinme, bazen acıma ve bazen de yaralanma olarak karşımıza çıkar. Hepsinin ortak bir özelliği vardır; yara kabuk bağlamış olsa bile, yaraya dokunurlar. Bunlar, yaralı şarkılardır.

Bu yazıya başlayacağım günün sabahında, sözleri besteci ve şarkı sözü yazarı Alp Murat Alper’e ait olan “Yara” şarkısı dilime dolandı. Biraz hüzün biraz huzur doludur bu şarkı. Deniz manzaralı bir yerde dinliyorsunuz eğer, mavilikte kaybolur, hüzne sarılabilirsiniz; gözleriniz uzaklara dalarken, kalbinizde geçmişin izlerini bulabilirsiniz. Çünkü, ayrılığı ve hasreti anlatır. Kişi, yara almıştır ve bu yara yardan geliyordur. Şarkının sözlerinde de söylediği gibi yaramı sar diyemem ki bu defa / sensin o içimde / hem yaram hem dermanımsın / karışalım iyice. Yara ile karışmak tam da böyle bir şeydir.

Bu şarkıdan sonra usuma, sözleri Pir Sultan’a ait olan “Yürekte Yaralar Türlü Türlü” şiiri geldi. Yaraya dokunan her söz, her şiir bireysel duygulara değinmeyebilir, bazıları halkların yaralarını ve acılarını anlatır. Bu şiir de öyledir. Pir Sultan direnişçi bir ozandır. Hızır Paşa’nın zulmüne direnmiş, başkaldırmıştır. Pir Sultan Abdal’ım ben de böyleyim / Emir haktan geldi kime ne deyim / Derdim çoktur hangi birini söyleyim / Yürekte yaralar türlü türlü diye bitirir dizelerini; çok dert görmüş, çok yara almıştır; sürgün yemiş, ailesinden ayrı çile çekmiştir; meydanlarda taşlanmış, dostlarının attığı gülden incinmiştir. Yine de, yarasıyla güçlenmiş; duruşundan ve direnişinden vazgeçmemiştir.

İnsan, dosttan da yara alır. Dost yarası diye bir şey vardır ki insanı bir anda tepetaklak edebilir. Benim de böyle bir şarkım var. Adı “Dost Yarası”. Birbirini seven, el ele sımsıkı tutan, dünyanın en güzel sözcüklerini söyleyen, kucaklaşıp sarılan insanlarla dost olunur, bir gün biteceğini düşünmeden. Gün gelir, hiç ummadığınız bir yerden yakalar ve yaralar bu sözde dostlar ve bu hal yaraya dönüşür, acısı tarifsizdir. Ben de öyle bir anımda yazmıştım bu şarkıyı. Sözleri: Ağır gelir bazen yalnızlığa sığınmak / ağır gelir bazen akan kanı durdurmak / sorarlar mı bir gün / bu hikayenin yarısı / yırtsam atsam şu teni / kurumadan dost yarası, diyerek dökmüştüm içimi dizelere. İnsan, öyle zamanlarda tenini koparmak, canının yanmasını durdurmak istiyor. Çünkü, dost yarası ağır geliyor.

Yara ve hüzün. İkisinin de anlamı farklı ama kardeş duygulardır. Bu yüzden, yabancı (İngilizce) şarkılarda “Hurt” (incinmek, acımak, yaralamak) kelimesini duyduğum zaman aklıma yaralanmak gelir. Çünkü, yaralanan insanlar acı duyar, hüzün kuşanır. Bu bağlamda, Johhny Cash’in seslendirdiği “Hurt” (yaralanmak) şarkısı kalbime en çok dokunanlardandır. Bu şarkı, incinmeyi ve incitmeyi anlatır. Bugün kendimi incittim diye başlar sözleri, hala acı hissedebiliyor muyum diye devam eder. Yaralı bir insandan başka kim böyle etkileyici sözler yazabilir? Ismarlama şarkılar ve samimi şarkıların farkları, dinleyiciye verdiği duyguyla ayrışır. Acı, ancak yürekten yazılınca yüreklere dokunur.

Gelelim bu şarkıyla ilgili bir başka acıya. Bu şarkıyı söyledikten üç ay sonra Johhny Cash’ın eşi vefat eder ve eşinin vefatından üç ay sonra da kendisi hayata gözlerini yumar. Sizce de garip bir hikaye değil mi? Yaralı bir şarkıdan sonra sonlanan hayatlar… Belki bir tesadüf, belki de değil, kim bilir!

Bir başka yaralı şarkıyla devam edelim… Pop yıldızı Prince’in yazdığı, Sinead O’connor’un 90’lı yıllarda seslendirdiği “Nothing Compares to You” şarkısını hatırlar mısınız? Bu şarkıda sesin büyüsü, lirik ve melodinin bütünlüğü daha ilk üç saniyede insanı içine alır ve kalbin ritmini hızlandırır. Bu şarkı, sevdiğini kaybettikten sonra yaralanan bir insanın hikayesi olarak bilinmektedir. Her ne kadar Prince şarkının sözleriyle ilgili açıklamada bulunmasa da, şarkının sözleri ve hüznü yaralı bir insanı anlatır. Yıllar geçer ama bu şarkının hüznü geçmez.

90’lı yılların belki de en çok dinlenilen R.E.M şarkısı “Everybody Hurts”, herkesin yaralanacağını anlatır. Bununla birlikte, ne olursa olsun hayatın devam etmesi gerektiği mesajını da verir. Bu şarkıda, hüzünle karışık güçlü bir mesaj vardır, acılansa da dinleyici, yönünü umudun ışığına döner.

İnsan, çoğu zaman yarasını saklar, kimselere göstermez. Sahte bir tebessüm ile her günü yaşamaya devam eder, acıya gülümser. 2012’de, Rascal Flatts şarkısı “Let it Hurt” (Bırak Acısın) insanın acısını -tabiri caizse- “dibine kadar” yaşamasını ve böylece ondan kurtulmasını önerir. En kötü zamanlarımızda bile kuşandığımız gülücükleri ve duygularımızı sakladığımızı anlatır. Oysa insan paylaşmak ve sarılmak için vardı, yaralandığında seçtiği yalnızlık neden ola ki?

Klasik müzikten pop, rock, türkülere varana dek, bütün müzik türlerinde yara ile ilgili şarkılar ve besteler bulunmaktadır. İnsanın hayatına dokunacak olanlar ise aile, yaşadığımız coğrafya, ve büyüdüğümüz mahalleye göre belirleniyor. Bu noktada, bu şarkılar ve besteler yazmakla bitmez. Yani, aylık bir derginin sayfalarına sığdırmak mümkün değil.

Son söz, yara alan insan yarayla baş etmesini öğrenebilirse güçlenir. Anka kuşu gibi küllerinden doğar. Ve belki, bir zamanlar ağlayarak ya da acı çekerek dinlediği şarkıları yıllar sonra hüzünle karışık bir tebessüm ile gelip konabilir kalbin tam ortasına. Yara kapanır, yaralı şarkılar ömür boyu sürer.

Canan Sağar